Kapadokya hakkında (Genel Bilgiler, Tatil, Gezilecek Yerler, Aktiviteler)

İlgili Yazılar

Kapadokya… Persler’in ifadesiyle “Güzel Atlar Ülkesi” anlamına gelen “Kappa Tuchia”. Anadolu’nun merkezinde bir konumda yer alan ve Türkiye’nin en popüler ve kendine özel turizm merkezlerinden birisi olan Kapadokya, muhteşem doğası, eşsiz güzellikteki vadileri, peri bacaları, kayalara oyulmuş yerleşim yerleri, açık hava müzeleri ve yeraltı şehirleri ile her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turiste ev sahipliği yapıyor.

Kapadokya Neresi?

Kapadokya bölgesi, daha çok Göreme, Ürgüp, Avanos ve Uçhisar beldeleriyle biliniyor. Ancak Kapadokya aslında Nevşehir, Kırşehir, Niğde, Aksaray ve Kayseri illerini kapsayan oldukça büyük bir bölgenin adı. Yani Kapadokya’yı aslında beş il bir Kapadokya olarak da adlandırabiliriz.


Kapadokya’yı, kendine özellikleri ve güzellikleri barındıran daha dar bir alanda ifade edecek olursak ise, Avanos, Göreme, Uçhisar, Ürgüp, Çavuşin, Açıksaray, Ortahisar, Derinkuyu, Kaymaklı ve Ihlara beldelerini kapsadığını söyleyebiliriz.

Kapadokya, Ankara’ya 305, İstanbul’a 750, İzmir’e 780, Kayseri’ye 60 ve Nevşehir’e 12 kilometre mesafede yer alıyor.

Kayseri ve Nevşehir’e karadan veya uçakla ulaştıktan sonra yine buralardan kalkan minibüslerle Kapadokya bölgesine ulaşmak mümkün. Havaalanından kalkan otobüs veya dolmuşlarla Kapadokya bölgesine 30 dakikada ulaşılabilir.


Online Otobüs Bileti > https://e-otobusbileti.net/

Kapadokya bölgesine gitmenin bir diğer yolu ise elbette merkezden, otogardan veya havalimanından taksiler. Kısıtlı bir bütçeniz varsa öncesinde taksi fiyatlarını öğrenebilir hatta sizinle aynı yere gidecek birini bularak yolu paylaşabilirsiniz.

Kapadokya’nın Kısa Tarihi

Kapadokya’nın tarihine baktığımızda, bölgenin ilk olarak Hititler döneminde aktif olduğunu görüyoruz. Tarihi İpek Yolu güzergahında bulunması nedeniyle bölge o dönem bir nevi ticaret merkezi konumunda ve bu durum M.Ö. 12’nci yüzyılda Hititler’in yıkılmasına kadar devam ediyor.

Sonrasında ise bölgeye M.Ö. 6’ncı yüzyılda Persler, M.Ö. 332 yılında Büyük İskender zamanında Kapadokya Krallığı ve daha sonrasında da M.S. 17 yılına kadar Roma İmparatorluğu hüküm sürüyor. M.S. 17 yılında son Kapadokya Kralı öldüğünde ise bölge bir Roma eyaleti oluyor.

Kapadokya bölegsi M.S. 3’üncü yüzyılda, buraya yerleşen Hristiyan halk ile birlikte bölge bir eğitim, din ve düşünce merkezi haline geliyor. Ancak M.S. 303-308 yılları arasında Roma İmparatorluğu’nun bölge halkına baskısı artıyor ve halk bu baskı, zulüm ve istiladan saklanma üzere derin vadilerde dışarıdan görünmeyecek şekilde kayalarak oyulmuş sığınak ve yerleşim yerleri yapıyor.

Yine M.S. 11’inci ve 12’nci yüzyıllarda önce bölgede Arap akınları hakim oluyor ve sonrasında bölgede Selçulular hakimiyet kuruyor. Daha sonraki dönemlerde ise, en son Osmanlı İmparatorluğu döneminde bölgede huzur hakim oluyor ve Lozan Antlaşması sonrasında 1924-1926 yılları arasında buradaki Hristiyan halk göç ediyor ve Kapadokya’yı terk ediyor.

Kapadokya’daki Oluşumlar

Kapadokya’nın bu sıra dışı yapısı ve özelliği, 60 milyon yılı aşkın bir coğrafi oluşumlarda gizli. İlk zamanlarda bir iç deniz olan Kapadokya bölgesi, çevredeki Erciyes Dağı, Hasan Dağı ve Güllüdağ’ın milyonlarca yıl önce püskürttüğü lav ve küller bu bölgeyi kurutmaya başlamış ve bölgede lav ve külden oluşan taş yani tüf yapılar oluşmaya başlamış.


Bu yumuşak tüf katmanlar yine milyonlarca yıl boyunca şiddetli rüzgar, sel ve yağmur suları ile aşınması sonucu değişmeye başlamış ve erozyonla birlikte vadilere dönüşmüş. Böylece hepimizin bildiği o üzerine mantar başlık veya şapka varmış gibi görünen konik gövdeler oluşmaya başlamış. Bu doğa harikası oluşumlara da peri bacaları deniliyor.

Kapadokya, aynı zamanda tarih boyunca taş devrinden bu yana çok sayıda uygarlıklara ev sahipliği yapmış. Bölgenin bu yapısının avantajı kullanılarak çok sayıda kayalara oyulmuş yerleşim yerleri, evler, manastırlar, kiliseler, şapeller, ve yer altı şehirleri inşa edilmiş. Peri bacalarının çoğunun içerisi de bu şekilde konumlandırılmış.

Döneminde burada yaşayan halkın özellikle Roma İmparatorluğu’nun baskı, zulüm ve istilasından saklanması için dışarıdan görünmeyecek şekilde yapılmış ve binlerce insanın yaşam alanı haline gelmiş.

Kategoriden Diğer Yazılar

Yorumlar

Yorum Ekle

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu Ay Popüler